Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Kurtuluş’un Efsane Kadın Komutanı: Kara Fatma

Hava serin hafiften yağmur atıştırmakta.  Çoktandır kafasına koymuştur.  Zamanın geldiğini

Hava serin hafiften yağmur atıştırmakta.  Çoktandır kafasına koymuştur.  Zamanın geldiğini düşünür. İşgalciler hak ettiği dersi almalıdır.  Erzurum’dan atıyla yola düşer.  Doludizgin, gençlik ve memleket aşkının verdiği cesaretle Sivas’a gelir. Kongre için burada olan Mustafa Kemal Paşa’nın huzuruna çıkar:

– “Bütün millet, vatanın kurtarılmasını bekliyor, işte ben de kadın halimle geldim, iş göster, emret Paşam!” der…

Samimi ve içten gelen bu sözler Mustafa Kemal’in gözünden kaçmaz…

– “Peki ama, sen ne iş görebilirsin ki? Silah kullanır mısın? Ata biner misin? Harpten ateşten korkmaz mısın?”

 Beklenilen cevap gelir:

– “Ata binerim, silah kullanırım, muharebe bana düğün gelir Paşam, düğün!”

 Mustafa Kemal Paşa duygulanır ve şunları söyler:

– “Şu dakikada bütün kadınlarımız senin gibi olsalardı Kara Fatma.” 

Bu suretle “Fatma Hanım”, “Kara Fatma” lâkabını alır. İstediği de yerine gelir. Milis Müfreze Komutanı olarak ilk önce batı cephesinde görevlendirilir. Milli mücadelede silahı ve cesaretiyle bir efsane olur.  

Millî Mücadele Türk Milleti’nin var ya da yok olma sınırına geldiği fevkalade bir dönemi ihtiva eder. Bu mücadelede Türk kadınının milli sorumluluk şuuru içerisinde gösterdiği fedakarlık veya çektiği çileler maalesef tam olarak bilinmemekte.  O dönemin kaynaklarını taradığımızda Anadolu’nun hemen her köşesinde,  bir destan misali kahramanlık örnekleri sergilendiğini görmek mümkün.

İşte bunlardan birinin hikayesi.  Gösterdiği kahramanlıklarla “İstiklal Madalyası” almaya hak kazanan  “Kara Fatma” lakaplı Fatma Seher Erden’in hikâyesi.  Ve de kahramanımızın hüzünlü biten hayatı. O ki Balkan  Harbi’nden İstiklal Harbi’ne, Erzurum’dan Bolu’ya, İzmit’ten Bursa’ya elinde mavzer, hem erkek hem kadın askerlere kumandanlık eden, Atatürk tarafından üsteğmenlik rütbesine kadar yükseltilen bir sembol.

                                    X

Bir Rus diplomatın hatırasından dökülen şu satırlara bir bakalım:

“Fatma Çavuş kısa boylu, zayıf, enerjik yüzlü, kara gözlü bir kadındı. Fatma’nın sırtında siyah bir ceket, altında çizgili bir eteklik, ayağında çizme vardı, belindeki geniş kuşağında tüfek mermisi, kama, omzunda kayış görünüyordu. Başını bir yemeni ile sarmıştı”.

Akşam Gazetesi’nde 1923’te yayınlanan bir yazıda üsteğmen elbisesi giymekte olduğu, göğsünde bir harp nişanı ve istiklâl Madalyası olduğu anlaşılır. Şu ifadelere yer verilir: “Kara Fatma Erzurumlu, Bursalı değil ki diye düşünenler oldu. Oysa Kara Fatma Erzurum’un kurtarılmasını sağladıktan sonra Bursa’yı da Bursalılar kurtarsın dememiş İznik, İzmit, Alaşehir, Sivrihisar, Bursa dememiş kurtulacak işgal edilmiş neresi varsa oraya koşmuştur.”

                      CEPHEDE GEÇEN YAŞAMI

1888’de Erzurum’da doğdu. Subay Derviş Bey ile evlendiğinde Balkan Savaşı’na katıldı, askerlik hayatını eşi ile birlikte paylaştı. I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nde kendi ailesinden dokuz-on kadınla birlikte savaştı. Eşinin Sarıkamış’ta şehit olduğu haberini aldıktan sonra memleketi Erzurum’a döndü. 1919’daki kongre günlerinde, Mustafa Kemal’le bizzat görüşebilmek için Sivas’a gitti. Milis Müfreze Komutanı olarak batı cephesinde görevlendirildi. Aldığı talimatla İstanbul’a vardı, silah ve adam kaçırma faaliyetlerinde bulundu. İzmir’in Yunan işgaline uğraması üzerine İzmir’e geçerek kurtuluşu için savaştı. 300 kişiyi aşkın birliği ile I ve II. İnönü Muharebesi, Sakarya Meydan Muharebesi ile Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde çarpıştı. Büyük Taarruz’un ilk günlerinde General Trikopis‘in birliğine esir düşmüşse de, kaçarak yeniden müfrezesinin başına geçti; Bursa’nın Yunan işgalinden kurtuluşunda rol oynadı. Bir defasında,  sadece kadınlardan oluşan birliği ile düşmanın cephe gerisine bir saldırı düzenledi ve aralarında bir Yunan subayı toplam 25 esir askerle geri döndü.

 Çavuşluk rütbesiyle başladığı askerlikten üsteğmen rütbesi ile emekli oldu. Emekli edilirken, Üsteğmen rütbesinden maaş bağlandı.  Ancak para için savaşmadığını, bu maaşı alamayacağını söyleyerek onu tamamen Kızılay’a bağışladı. Bir geçim mücadelesinin içine atıldı.

 Eş dostun bulduğu işlerde artık yaşının 50’yi geçmiş olmasından dolayı ayrıldı veya çıkarıldı, neticede beş parasız sokaklarda kaldı. 1933 yılının 9 Ağustos’unda Yedigün dergisinde çıkan Mekki Sait Esen’in “Kara Fatma Rus manastırında” başlıklı röportajıyla perişan durumu ortaya çıkarılsa da, yine bir yardım eli uzanmamış olmalı ki, 1946’da yeni bir yardım haberi basında yer buldu. 1933’de Galata’daki Rus manastırına sığınmış bulunan Kara Fatma, torunlarını geçindirebilmek için sokakta dilenmeye çıktığını anlatıyordu muhabire. 1946’da da, yeniden maaş bağlandığı 1954’de de durumun değişmediğini gazete haberlerinden öğreniyoruz.

 Ne yazık ki, 1954 Şubat’ında bağlanan 170 lira maaşı yemeğe Kara Fatma’nın trajik ömrü vefa etmedi ve ertesi yıl geçirdiği hastalıktan kurtulamadı.

 Yaşamının son günlerindeki acıklı durumu biliniyor ama mezarının nerede olduğu bilinmiyor. O nedenle, Bursa’nın Nilüfer İlçesi Beşevler semtinde her saat önünden binlerce kişinin gelip geçtiği Kara Fatma Anıtı aynı zamanda mezarı kabul ediliyor.

KARA FATMA ANITI

Bu anıt Bursa Valiliği’nce Vali Orhan Taşanlar döneminde Cumhuriyet’in 75. Yılı ve Dünya Kadınlar Günü anısına 1999’da yaptırıldı. Bursa’nın Yunan işgalinden kurtuluşu sırasında Kara Fatma’nın bir Yunan subayına kurşun sıktığı yere dikilmesi bakımından da anlamlı. Bursa işgal edildiğinde Atatürk onun emrine 700 erkek, 46 kadın asker vermiş ve  komutan olarak Bursa’ya göndermiş. O da atına atlayıp gelmiş, Bursa’da hem  Yunan işgaline direnişin, hem de Yunan işgalinden kurtuluşun en önemli sembol kahramanlarından biri olmuş.

Son söz: İsmini Atatürk’ün koyduğu, Kurtuluş Savaşı’nın ilk kadın subayı efsane Üsteğmen Kara Fatma bu vatan sana minnettar!


YILIN FOTOĞRAFI

Prof.Dr. Erhan Afyoncu, Yunan generallerin Gazi Mustafa Kemal’e kılıçlarıyla birlikte teslimini yansıtan görüntüleri ‘ yılın fotoğrafları’ başlığıyla yayımladı. Bu görüntüler zafere gidişin bir yansıması olarak hayli ilgi topladı.