Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

İzler Karıştı

Değil 2026, 2056 olsa ne fark eder? Zaman ilerliyor ama

Değil 2026, 2056 olsa ne fark eder?

Zaman ilerliyor ama insan geriye düşüyor. Takvimler değişiyor, insanın içindeki pusula aynı hızla çalışmıyor. Sorun bir ülkenin meselesi değil; bu, insanlığın ortak çözülmesi. Dünyanın neresine bakarsak bakalım, aynı yorgunluk, aynı dağınıklık, aynı anlam kaybı karşımıza çıkıyor.

Doğruyla yanlış arasındaki çizgi silikleşti. Hakikat, yerini yoruma bıraktı; vicdan, gürültü içinde duyulmaz oldu. Kim eğri, kim doğru ayırt etmek zorlaştı çünkü ölçüler kayboldu. Ölçünün olmadığı yerde her şey mümkündür; özellikle de kötülük.

“İnsanların şiddete ve kötülüğe meyli arttı. “
Çünkü tahammül, yerini sabırsızlığa bıraktı. Çünkü düşünmek yorucu, öfkelenmek kolay. Söz anlamını yitirince beden konuşmaya başladı. Şiddet artık bir istisna değil; bir dile, bir alışkanlığa dönüştü. Kötülüğün sıradanlaşması, insanın kendine yabancılaşmasının en açık göstergesidir.

İnanç, hukuk, bilgi ve güç; taşıması gereken anlamları kaybediyor. Sıfatlar var ama içerik yok. Üniforma, makam, unvan… Hepsi insanı yüceltmesi gerekirken, çoğu zaman insanın zaaflarını saklayan birer perdeye dönüşüyor. Görüntü çoğalıyor, derinlik kayboluyor.

Ruhlar yorgun, duygular aşınmış. İnsan kendine bile yabancı.
“Her şey değişiyor ama bu değişim bir dönüşüm değil; savrulma.”
Hız çağındayız ama yönsüzüz. Çok şey biliyoruz, çok şeye ulaşıyoruz ama neyi neden yaptığımızı hatırlamıyoruz.

Asıl mesele burada başlıyor: İnsan iyiyi bilmediği için değil, iyinin yükünü taşımak istemediği için kötülüğe yaklaşıyor. Kötülük çoğu zaman cehaletten değil; vazgeçişten doğuyor. Vicdandan, sorumluluktan, merhametten vazgeçişten…

“Ama insan kalabilmek hâlâ mümkün. “
Gürültünün içinde durabilenler, gücün karşısında eğilmeyenler, kötülük yaygınlaştığında ona benzememeyi seçenler var. Onlar gösteriş peşinde koşmuyor, kalabalıkların yönüne göre şekil almıyor. İnsanlık, her çağda olduğu gibi bugün de bu duruş sayesinde ayakta kalıyor. Umut, tam da burada filizleniyor.