Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Herkesin Her Şeyi Bildiği Altın Çağ

Ne güzel bir zamandayız. Artık kimsenin okumaya, araştırmaya, uzmanlara ihtiyacı

Ne güzel bir zamandayız. Artık kimsenin okumaya, araştırmaya, uzmanlara ihtiyacı yok. Çünkü herkes her şeyi biliyor. Hem de büyük bir özgüvenle. Yanılma payı sıfır, şüpheye yer yok.

2026 yılına girmemize sayılı günler kaldı. Yapay zekâdan söz ediyoruz, algoritmalar hayatımızı yönetiyor, bilgi cebimizde duruyor. Ama nedense hâlâ en güvenilir kaynak, “birinin söylediği”. Kim olduğu önemli değil. Ne bildiği hiç önemli değil. Yeter ki cümleleri net olsun, sesi yüksek çıksın.

Uzmanlar mı? Onlar biraz karışık konuşuyor. “Detay” diyorlar, “veri” diyorlar, “emin değiliz” diyorlar. Olur mu öyle şey? Her şeyi bilenler varken kim uğraşacak belirsizlikle? Kesin konuşmayan zaten şüphelidir.

Okumaya, araştırmaya üşenenler için bu yeni bilgelik biçimi son derece kullanışlı. Bir başlık yeterli. Hatta bazen başlık bile fazla. Bir cümle, bir video, bir iddia… Gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Sorgulamak yorucu; inanmak çok daha pratik.

İşin en ironik yanı da şu: Bu kitle azınlık değil. Aksine, kalabalıklar hâlinde. Ve kalabalık olunca haklı olunduğuna dair eski ama hâlâ çok sevilen bir yanılgı var. Yanlış, yeterince tekrar edilince doğruya dönüşüyor.

Cehalet artık utanılacak bir hâl değil; cesurca sergilenen bir duruş. Hatta kimi zaman uzmanlığı bastıran bir üstünlük göstergesi. Bilmemek değil, öğrenmeye gerek duymamak marifet sayılıyor.

Belki de kabul edelim:
“Bu çağda cehalet, bilgi eksikliği değil; tercih meselesi. “
Ve tercih edilen cehalet, en çok “her şeyi bilenleri” besliyor.

Ne diyelim…
Bilgi çağında yaşıyoruz. Sadece bilgiye pek uğramıyoruz.
“Ama cehalet, hiç olmadığı kadar özgüvenli.”