Dünya…
Yedi milyardan fazla insan, binlerce dil, sayısız kültür.
Ama bir dil var ki, herkesin anlayabileceği tek gerçek dil: Sevgi.
Ne yazık ki çağımızda bu dil unutulmaya yüz tutmuş durumda. İnsanlar teknolojinin, hızın, rekabetin içinde birbirine dokunmayı, birbirini anlamayı unuttu. Oysa sevgi, insanın en eski ve en güçlü diliydi. Kelimelere gerek kalmadan anlaşabildiğimiz tek ortak payda.
Bir bebek, annesinin yüzüne baktığında hiçbir şey söylemez ama her şeyi hisseder.
Bir dost, yalnız bir omza elini koyduğunda, binlerce cümleye gerek kalmaz.
Bir yabancıya gülümsediğinde, tercümeye ihtiyaç duyulmaz.
Çünkü sevgi konuşur.
Ve bu dili herkes doğuştan bilir.
Bugün dünya, sevgisizlikten hasta.
Savaşların, açlığın, ayrımcılığın kökünde hep aynı eksiklik yatıyor: sevgisizlik.
Güç, merhametin önüne geçmiş; para, değerin yerini almış; hırs, vicdanı susturmuş.
Oysa sevginin olduğu yerde ne üstünlük vardır ne de ayrım.
Sevgi, herkesi eşitler. Çünkü kalp, unvan tanımaz.
Bir an için düşünelim…
Eğer sevgi dilini yeniden konuşabilsek, neler değişirdi?
Kimse aç kalmazdı, çünkü sevgi paylaşmaktır.
Kimse dışlanmazdı, çünkü sevgi kabul etmektir.
Kimse savaşmazdı, çünkü sevgi barıştır.
İnsanın kalbinde zaten bu güç var.
Ama biz onu duyamaz hale geldik; sesini gürültü bastırdı.
Belki de insanlığın en büyük devrimi, yeni icatlarla değil, yeniden sevmeyi hatırlamakla başlayacak.
Birbirimizi dinlemeyi, anlamayı, yargılamadan kabul etmeyi öğrenmekle…
Çünkü sevgi, konuşulmaz yaşanır.
Ve eğer bir gün hepimiz aynı dili konuşursak,
ne ırklar kalır, ne sınırlar, ne de ötekiler.
O zaman dünya gerçekten yaşanacak bir yer olur.
Çünkü insanın içinde saklı en evrensel kelime, zaten orada duruyor:
SEVGİ.
Evrensel Dil: Sevgi

