Nilüfer Çayı’nın sadece Bursa için değil tüm Marmara da önemi büyük.
Bölgeye uğradıkça takıldığım yerlerden biri de bu akarsu olmakta.
Çayın etrafına kondurulmuş bahçe ve yeşil alanlarda soluk almak, suyun akışını izlerken dinlenmek sevdiğim işlerden.
Uludağ’da iki mağarada çıkan ve 60’ya yakın yerleşim birimini geçerek 150 kilometre sonunda Marmara Denizi’ne ulaşan devasa bir kaynak.

Buluşma öncesi Nilüfer Çayı Karacabey’in kuzeyinde Susurluk Çayı ile birleşmeyi gerçekleştirir.
Bu yıla kadar çoğunlukla kirlenmesiyle gündeme gelen Nilüfer Çayı şimdilerde karşılaştığı kuraklık tehdidiyle baş başa.
Bölgede son durumu gözlemlerime ve konuştuğum tarım uzmanlarına dayanarak bir özet geçeyim:
Bursa’da barajları vuran ve bir süre su kesintisine de yol açan kuraklıktan akarsuların etkilenme riski azalıyor.

Son yağışlar beklendiği kadar olmasa da barajların dolmaya başlamasında rol oynadı. Aynı şekilde bölgenin dereleri ve çayları da yağan yağmurdan nasibini aldı.
Uzun bir süredir durgun akışıyla dikkatleri çeken Nilüfer Çayı’nda su seviyesi yükseldi, akış hızlandı. Üstelik Meteoroloji bir aylık periyotta sağanak yağmur ve yoğun kar müjdesi veriyor.
Malum ; Nilüfer Çayı, bazı kollarla birlikte Karacabey’in kuzeyinde Marmara Denizine dökülmeden önce Susurluk Çayı ile birleşiyor.
Nilüfer’in adını taşıyan Nilüfer çiçeği, Susurluk’un meşhur olan ayranı hep hafızalarımızda. Tüm sıkıntı ve dertleri aşma, sadece güzellikleri ile varlıkları anma dileğiyle.

