Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Birini Kötülemek Diğerini Aklamaz

Birini sürekli kötülüyor olmak, diğerini otomatik olarak aklamaz. Siyasetin belki

Birini sürekli kötülüyor olmak, diğerini otomatik olarak aklamaz. Siyasetin belki de en büyük yanılgısı tam olarak burada başlıyor. “Vatandaş artık kimin daha kötü olduğuyla değil, kimin gerçekten işini yaptığıyla ilgileniyor.” Çünkü kötüyle daha kötüsü arasında tercih yapmaktan yoruldu.

2026 yılına henüz girilmeden vatandaş zam yağmurunun altına tutuldu. Elektrik, su, doğalgaz, akaryakıt, vergiler… Hayatın her alanında art arda gelen zamlar, yaşamı pahalı olmaktan çıkarıp neredeyse sürdürülemez hale getirdi. “Ne var ki konu asgari ücret ve emekli maaşlarına gelince aynı hız, aynı kararlılık ortadan kayboluyor.“
Bir anda “denge”, “bütçe disiplini”, “şartlar” gibi ifadeler dolaşıma giriyor. “Zamlar söz konusu olduğunda cömert davranan sistem, gelir artışına gelince derin bir sessizliğe gömülüyor.”

Sosyal medyada ve sokakta görülen tablo son derece net. “Halk artık tüm siyasetçilerin gösterişli ama içi boş vaatlerinden bıkmış durumda. “
Yıllardır değişmeyen söylemler, birbirini suçlayan açıklamalar ve bitmeyen polemikler toplumda karşılık bulmuyor. Vatandaş kime inanacağını değil, neden kimseye güvenmediğini konuşuyor.

Bugün vatandaşın hedefinde tek bir parti yok. A partisi, B partisi, C partisi… Vatandaşın gözünde hepsi aynı yerde duruyor. Çünkü ortak payda değişmiyor: Hizmet eksikliği. Halk, kendisini yalnızca seçim dönemlerinde hatırlayan siyaset anlayışını açıkça reddediyor. “Günlük hayatında yanında olmayanları, seçim günü kapısında görmek istemiyor.”

Bu tablonun en net sinyalini ise özellikle emekli vatandaşlar veriyor. Yıllarca çalışmış, prim ödemiş, ülkenin yükünü sırtlamış milyonlarca insan artık sabır çağrılarına mesafeli. Çünkü sabır, açlık sınırının altında maaşlarla yaşamaya zorlananlar için bir erdem değil, ertelenmiş bir adaletsizlik anlamına geliyor. Emekli maaşı daha hesaba yatmadan eriyor; yapılan zamlar birkaç fatura artışıyla yok oluyor.

Emeklilerin tepkisi sessiz ama derin. Sokakta yüksek sesle konuşmuyor olabilirler ama sandıkta çok net bir duruş sergiliyorlar. Kahvehanelerde, aile sohbetlerinde, sosyal medyada ortak bir cümle dolaşıyor: “Bizi kim gerçekten görüyorsa, kim yanımızdaysa ona bakarız.” Bu, siyasetin ciddiyetle dikkate alması gereken güçlü bir uyarı.

Vatandaş refah içinde yaşamak istiyor. “Bu bir lütuf değil, insan onuruna yakışır bir yaşam talebi.” Sürekli fedakârlık yapması istenen, kemer sıkması öğütlenen bir toplum var. Ancak sabrın da bir sınırı bulunuyor. Halk, uzun süre bekler, umut eder ama umut tükendiğinde yönünü değiştirir.

Bugün siyasetin en büyük sorunu, vatandaşın bu ruh halini görmezden gelmesidir. “Sürekli rakibi suçlamak, geçmişi işaret etmek kimsenin faturasını düşürmüyor, sofrasını büyütmüyor. Vatandaş sonuç istiyor. Somut adım istiyor. Gerçek hizmet istiyor.”

Birini kötülemek diğerini aklamaz. Vatandaşın gözünde artık herkes eşit mesafede ve eşit sorumlulukta. Hizmet görmediklerini, yalnızca seçim günü kapılarında görmek istemediklerini açıkça söylüyorlar.

“Bahaneler üretmek yerine çözüm üretmek ise vatandaş için çok daha samimi ve reel bir uğraş olacaktır.”