Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Zam Yağmuru

Asgari ücret açıklandı; daha vatandaşın cebine tek bir kuruş girmeden,

Asgari ücret açıklandı; daha vatandaşın cebine tek bir kuruş girmeden, zamlar peş peşe geldi. Henüz maaşlar yatmadan raflardaki etiketler değişti, faturalar kabardı. İnsanlar artan gelirlerini değil, artan fiyatları konuşur hale geldi. Beklenen bir rahatlama değil, yeni bir endişe dalgası yayıldı.

Son dönemde ülkede hayat pahalılığı, artık sadece rakamlarla ifade edilen bir sorun olmaktan çıktı. Günlük yaşamın her alanında hissedilen, insanları nefes almakta zorlayan bir gerçekliğe dönüştü. Küçük bir zam açıklaması bile, daha vatandaşın cebine yansımadan, etiketlere hızla yansıyor.

Bu durum toplumda doğal olarak bir huzursuzluk yaratıyor. Çünkü gelirler aynı hızla artmazken, fiyatların bu kadar hızlı yükselmesi adalet duygusunu zedeliyor. İnsanlar geçim mücadelesi verirken, belirsizlik duygusu da giderek derinleşiyor.

Pandemi döneminde esnafın yaşadığı zorluklar hepimizin malumu. O günlerde verilen mücadelenin inkâr edilmesi mümkün değil. Ancak bugün gelinen noktada, maliyet artışlarının çok ötesine geçen fiyatlar vatandaşta haklı soru işaretleri doğuruyor. Geçmişin yaralarını telafi etme çabası, bugünün yükünü başkalarının omuzlarına bırakmamalı.

Özellikle büyük market zincirlerinde yaşananlar, bu yükü her gün daha da ağırlaştırıyor. Alışverişe çıkan bir anne, elindeki listeyle raflar arasında dolaşırken, bir hafta önce aldığı ürünün etiketinin değiştiğini görüyor. Bir emekli, hesabını yaparak doldurduğu sepeti kasada eksiltmek zorunda kalıyor. Aynı ürünün kısa aralıklarla defalarca etiket değiştirmesi, sadece fiyatları değil; insanların güven duygusunu da tüketiyor. Sürekli değişen etiketler, vatandaşın ne alacağını değil, neyi alamayacağını hesapladığı bir düzene işaret ediyor.

Öte yandan bu tabloyu yalnızca satıcıların tutumuyla açıklamak da eksik olur. Denetimlerin yetersizliği ve caydırıcılığın zayıflaması, piyasa dengesinin bozulmasına yol açıyor. Kuralların etkin işlemediği yerde, iyi niyetle kötü niyet arasındaki çizgi de zamanla silikleşiyor.

Unutulmamalıdır ki toplum olarak en güçlü denge unsuru yine halkın kendisidir. Tüketici davranışı, bilinçli tercih ve ortak duruş, piyasanın yönünü belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Sessiz kalmadan, kırıp dökmeden de yapıcı bir tepki ortaya koymak mümkündür.

Hayat pahalılığıyla mücadele yalnızca bir kesimin sorunu değildir. Üreticiden satıcıya, denetleyiciden tüketiciye kadar herkesin bu süreçte sorumluluğu vardır. Zor zamanlar, toplumsal dayanışmanın ve vicdanın daha fazla öne çıkması gereken zamanlardır.

Kendi halkına karşı fırsatçılık yapanlar, yarın aynı halkın desteğine ihtiyaç duyduklarında o desteği bulabileceklerini garanti edemezler. Kepenklerin bir kez daha kapanmayacağının da hiçbir güvencesi yoktur.