Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Söz, Kişinin Aynasıdır

Günümüz iletişim dünyasında ilginç bir eğilim giderek belirginleşiyor: İyi bir

Günümüz iletişim dünyasında ilginç bir eğilim giderek belirginleşiyor: İyi bir üslup ile doğal olma hâlinin birbirine karıştırılması. Sosyal medyanın hızlı akan dilinde, gündelik konuşmaların yüzeyselliğinde, hatta akademik metinlerde bile insanlar, anlaşılır ve sade konuşmayı “doğallık”, düzgün dil kullanımını ise “yapmacıklık” gibi algılıyor. Böyle olunca da, üslup sahibi olmak ile gösteriş yapmak arasındaki çizgi bulanıklaşıyor; doğal olmak ise bazen özensizliğin kılıfına dönüşüyor.

Oysa insan, tarih boyunca kendini ifade etmenin bir yolunu aradı. Üslup dediğimiz şey de tam olarak bu arayışın incelmiş hâlidir. Üslup kişiliğin dışa vurumudur; kişinin düşünme biçimi, duygusal dünyası, hayata bakışı çoğu zaman kelimeleri seçişinde görünür olur. Üslup, doğallığın karşıtı değil; doğallığın işlenmiş, berraklaştırılmış hâlidir. Buna rağmen, özen göstermek günümüzde kimi çevrelerde “fazlalık” olarak algılanıyor. Oysa özen, düşüncenin hakkını vermektir.

Bu yanılsamanın bir kaynağı, elbette dijital dünyanın dayattığı hız. Sosyal medya insanı anlık tepkilere zorlar; cümleyi daha iyi kurmayı, düşünceyi olgunlaştırmayı değersiz gösterir. Böyle bir ortamda, üslup çoğu kez yapaylıkla karıştırılır.

“Oysa üslup, yapmacıklığın değil, bilinçli ifadenin alanıdır.”
Düşünceyi süzen değil, onu berraklaştıran bir filtredir.

Üslubun yanlış anlaşılmasının bir başka sebebi de özgünlük arayışının özgüven eksikliğiyle karıştırılmasıdır. Bazıları düzgün konuşmayı bir savunma mekanizması olarak görür. Oysa kendini net ifade etmek özgüvenin en sade biçimlerinden biridir. Bir düşünceyi anlaşılır ve temiz bir dille dile getirmek, kişinin hem kendisine hem muhatabına duyduğu saygıyı gösterir.

Tam da burada önemli bir noktaya geliyoruz:
“Kaba bir üslup, bir tercih olmaktan ziyade çoğu zaman bir sığınmadır.”

İnsan, ifade yetersizliğini, düşüncesindeki boşlukları ya da kırılganlığını kaba sözlerle örter. Kabalık, kişiye sahte bir güç hissi verir; anlık bir üstünlük yanılsaması yaratır. Ancak bu sığınak sağlam değildir.

“Üslup eninde sonunda kişinin iç dünyasını ele verir.”

Kabalık bir duvar gibi görünse de dilin ve düşüncenin gediklerini gizlemeye yetmez; hatta çoğu zaman bu gedikleri daha görünür kılar.

Bu nedenle üslup ile doğallığı karşı karşıya getirmek yerine, onları tamamlayıcı iki nitelik olarak görmek gerekir. Doğallık ham madde, üslup ise onu işleyen usta bir eldir. Ham hâliyle bırakılan her şey zamanla dağılır, etkisini kaybeder; fakat ustaca işlenen fikirler kalıcı olur. İfade sade olabilir ama özensiz olmamalıdır; şık olabilir ama yapmacık olmak zorunda değildir.

Bugün üslup sahibi insanlar bazen “fazla resmî”, “fazla süslü” diye eleştiriliyor. Aynı insanlar, ne tuhaftır ki, yanlış anlaşılmaktan da yakınıyor. Oysa üslup, yanlış anlaşılmayı engelleyen en güçlü araçlardan biridir. Sözcükler ya bir köprü kurar ya da duvar örer. Üslup köprüyü sağlamlaştırır; doğallık ise o köprüden rahatça geçmemizi sağlar.

Belki de artık ihtiyacımız olan şey, doğallığı üslupla barıştırmak. Çünkü ne tamamen süslenmiş bir dil bizi ileri taşır, ne de tamamen dağınık bir ifade biçimi. Denge, zannedildiğinden çok daha değerlidir.

Eğer bu dengeyi kurmayı başarabilirsek, hem anlaşılır olabilir hem de kendimiz kalabiliriz.

Dilimiz inceldikçe düşüncemiz de incelir; üslubumuz güçlendikçe iletişimimiz de güç kazanır.