Dünyada milyarlarca insan var. Sayı az değil, imkân az değil, akıl az değil. Eğer insanlar gerçekten isteseler, yaşadıkları düzeni başkalarının inisiyatifine bırakmadan kendileri inşa edebilirler.
Bu zor mu? Hayır. Zor olan düzeni kurmak değil; sorumluluk almaktır.
Asıl zorlaştıran şey, insanların önce kendilerine, kendi potansiyellerine güvenmemesi. Kendi gücünü küçümseyen birey, başkasının gücüne sığınır. Düşünmek yerine yönlendirilmeyi, sorgulamak yerine uyum sağlamayı seçer. Çünkü bu daha konforludur. Risk yoktur, bedel yoktur; hatta karar verme yükü bile devredilmiştir.
Yönlendirilmek kolay gelir. Ta ki çıkarlar çatışana kadar. Ta ki sınırlar iyice ihlal edilene, yaşam alanı daralana, söz hakkı giderek silinene kadar. O noktaya gelindiğinde ise çoğu zaman geç kalınmıştır. Çünkü uzun süre boyunca başkalarının kararlarına teslim edilen bir hayat, geri alınmak istendiğinde nasıl kullanılacağını unuttuğumuz bir hakka dönüşür.
İnsanlar gücü hep yukarıda, ulaşılmaz bir yerde arıyor. Oysa düzenler yalnızca tepeden gelen kararlarla ayakta durmaz; alttan gelen kabullenişle güçlenir. Sorgulanmayan her yanlış, sessizlikle onaylanmış sayılır. Ve bu sessizlik, zamanla bir alışkanlığa dönüşür.
Bugün “kandırıldık” diyenlerin bir kısmı, dün soru sormayı gereksiz bulanlardır. “Haklarımız yok sayıldı” diyenlerin çoğu, başkasının hakkı yok sayılırken bunu mesele etmeyenlerdir. Çünkü sorun çoğu zaman ilke değil, temas meselesidir. Dokunmadıkça rahatsız etmez.
Bir düzen, yalnızca karar alanların tercihiyle değil, o kararları sorgulamayanların varlığıyla sürer. İnsanlar kendi potansiyellerini fark edip harekete geçmedikçe, sorumluluk hep başkalarına havale edilir. Suç soyutlaşır, vicdan rahatlar, düzen yerinde kalır.
Tutarlılık yine aynı yerde başlar: bireyin kendisinde. Kendi aklını devretmeyen, sınırlarını başkalarının çizmesine izin vermeyen, yönlendirilmek yerine düşünmeyi seçen bireyde. Dünya bir anda değişmeyebilir; ama hiçbir şey, birilerinin sessiz kalmamayı seçmesiyle başlamadan da değişmez.
“Sessizlik masum değildir; yalnızca alışılmıştır.”

